26 Mayıs 2012

İmkansızın Kupası


 Fransız tenis dergisi Tennis Magazine'in ''İmkansızın Kupası'' şeklinde tanımladığı Roland Garros, yarın oynanacak ilk tur maçlarıyla resmen başlayacak. Turnuvada kuralar dün belli oldu. Tek erkekler ve tek bayanlar kanadındaki ilk dört seribaşına baktığımız zaman Roger Federer ve Agnieszka Radwanska'nın işinin kolay olmadığı görüyoruz. Onun dışında ileriki turlarda oluşabilecek bazı eşleşmeler de akıllara bundan önceki Roland Garros'ları getiriyor. Biz de blog ve Tenishaber.com arşivlerini bir açalım dedik. Afiyet olsun.

 Arşivden:

21 Mayıs 2012

Yağmurla Gelen Sharapova


 http://www.spor7.com/artikel.php?artikel_id=51

 Bazen bir fotoğraf ya da birkaç istatistiki veri, bir maçı öyle güzel özetler ki üzerine söylenecek başka hiçbir söz bırakmaz. İşte İtalya Açık'ta Maria Sharapova ile Na Li'yi karşı karşıya getiren final mücadelesinin sonunda iki oyuncunun file önünde çekilen fotoğrafı, buna örnek oluşturacak cinstendi.

 Sharapova'nın 4-6 / 6-4 / 7-6(5)'lık setlerle kazandığı Roma finali, kadınlar tenisinde son dönemlerde oynanmış en heyecanlı ve en çekişmeli finallerden birisiydi hiç kuşkusuz. Maçın son ana kadar iki tarafa da gidip geldiği, kortta inanılmaz olayların yaşandığı ve oynanan tenisin de gerçekten kaliteli olduğu hikayesi bol olan müthiş bir final maçı izletti ikinci oyuncu da bizlere. Ben, böyle bir maça son olarak geçtiğimiz yılki Wimbledon'da Venus Williams ile Kimiko Date Krumm arasındaki ikinci tur mücadelesinde şahit olmuştum; fakat pazar günkü finalin de beni en az o maçtaki kadar tenise doyurduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.


 Müthiş maçın hikayesini Tenishaber.com'da detaylı bir şekilde anlatmıştık; ama yine de bilmeyenler için hatırlatmakta fayda var. Yakın geçen açılış setini son oyunda servis kırdırarak kaybeden Sharapova, yine anlık konsantrasyon kayıplarından birini yaşadı ve ikinci sette kendisini bir anda 0-4 geride buldu. Fakat ne olduysa maçın epikleşmesine milat olan bu andan sonra oldu. Hiç kimsenin beklemediği şekilde olağanüstü bir geri dönüşe imza atan Sharapova, sekiz oyunluk bir seri yakalayıp hem mücadeleyi final setine uzattı hem de son sette avantajı yakalayan taraf oldu.

 Rüzgarı arkasına alan Rus yıldız, skoru 4-1 ve 40-15'e getirdiğinde maç bitmiş gibiydi; fakat bu sefer de Çinli raketten bir geri dönüş geldi. Üst üste hatalar yapmaya başlayan rakibi karşısında skoru dengeleyen Li, Masha'nın seti tie-break oyununa uzatmak için servis attığı on ikinci oyunda da bir maç puanı yakaladı; ancak Rus yıldız bu puanı bertaraf etti ve yoğun yağış nedeniyle maça ara verildi. Yaklaşık iki saat süren yağmur arasının ardından mücadele kaldığı yerden devam etti ve tie-break oyununu 7-5 kazanan Sharapova, nefesleri kesen finalden şampiyonlukla çıkan isim oldu.


 Oldukça çetin geçen bir mücadelenin ardından 26. tekler şampiyonluğuna ulaşan Sharapova'nın 6-4 / 4-0 gerideyken yaptığı müthiş geri dönüşü kupayla taçlandırarak profesyonel kariyerinin en unutulmaz zaferlerinden birisini yaşadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Zira bu final, bundan sonra Masha'nın tenis kariyeri söz konusu olduğunda akla ilk gelecek şeylerden biri olacaktır. Bunun da ötesinde, önümüzdeki pazar günü Paris'te başlayacak olan Roland Garros'ta Grand Slam turnuvalarındaki tek eksik parçasını tamamlamak için mücadele edecek olan Rus fenomen, yılın şu ana kadarki bölümü itibarı ile belki de kariyerinin en istikrarlı sezonunu geçiriyor.

 Ve geçelim erkekler kanadına.

 Futbol namına yayınlayacak bir şeyi olmayan Ntv Spor sağ olsun, bu önemli turnuvadaki yarı final ve final maçlarını canlı takip edebilme fırsatı yakaladık. Cumartesi gününün ilk yarı final mücadelesi Rafael Nadal ile vatandaşı David Ferrer arasındaydı. Toprak kortların kralına karşı son olarak Barcelona Açık finalini kaybeden Ferrer, bu yarı finalin ilk oyunlarında da o maçtaki halet-i ruhiyesini hatırlatan bir görüntü çizdi ve üst üste servis kırma puanlarından yararlanamadı. Dördüncü oyunda eline geçen fırsatı bu kez değerlendirmeyi başaran İspanyol tenisçi, yakaladığı avantajı bir sonraki oyunca ucuz bir şekilde iade etti ve karşılıklı kazanılan servis oyunları neticesinde setin galibini tie-break oyunu belirledi.

 Tie-break oyununda ise iki kırılma anı vardı ve ikisinden de başarıyla çıkan taraf her zamanki gibi Rafael Nadal oldu. Skor 3-1 kendi lehineyken uzmanlık alanı olmayan kısa topu çok zorlayıp fileye takan Ferrer, 6-6'da ise Nadal tarafından tam ayaklarının dibine gönderilen topta çok yüksek bir vole aldı ve fileye gelen Rafa, puanı kazanıp hemen akabinde de seti bitirdi. Özetle hem rakibi adına düğümün çözülebileceği bir puanı hem de kendisine ilk setin kapısını aralayan puanı kazanan Nadal, açılış setini hanesine yazdıran taraf oldu. Yakın geçen ilk seti kaybetmenin moral bozukluğunu üstünden atamayan Ferrer, ikinci sette adeta yokları oynadı ve toprak kortların kralı, 7-6(6) / 6-0'la adını finale yazdırdı.

 Novak Djokovic ile Roger Federer'i karşı karşıya getiren mücadeledeye ise İsviçrelinin yaptığı 42 basit hata damgasını vurdu. İlk seti 6-2'yle alan Nole, ikinci seti de bir servis kırmalık avantajla önde götürüyordu. Djokovic'in maçı bitirmek için servis attığı oyunda ilk kez servis kırma şansı yakalayan Federer, bunu değerlendirse de sarf ettiği eforun yalnızca maçı uzatmaya yaradığını söylersek yanlış yapmış olmayız. Nitekim dünya 1 numarası, 6-2 ve 7-6(4)'lık setler sonucunda geçtiğimiz yılki finalin tekrarını müjdeledi.

 Rafa ile Nole'yi yeniden finalde buluşturan maça ise daha iyi başlayan taraf İspanyol raketti. İlk oyunlarda rakibine oranla daha agresif bir görüntü çizen Nadal, bunun mükafatını da servis kırarak aldı; fakat Djokovic'in buna yanıtı gecikmedi. Servis kırıp skoru yeniden eşitleyen Sırp raket, kortta istediklerini yapmaya başlamıştı ve set kendisine daha yakın görünüyordu. Ancak dünya 1 numarası, servis attığı on birinci oyunu 40-15 öndeyken beklenmedik bir şekilde yitirdi ve açılış setini kaybeden taraf oldu.


 Her ne kadar Monte Carlo'daki gibi tek taraflı bir final izlemediysek de Djokovic, konsantrasyon olarak yine eksilerdeydi ve bu durum, oyuna ve doğal olarak da skora yansıdı. Açılış setini inanılmaz hatalar yaparak kaybeden, file önünde çok kötü bir grafik çizen, dışarı gitmekte olan topu smaçla fileye takan Nole için maçı çift hatayla kaybetmek de ideal bir sondu ve öyle de oldu. Sonuç olarak toprağın ağası Nadal, kendisini bu zeminin gelmiş geçmiş en başarılı raketi yapan mental üstünlüğünü mücadelenin başından sonuna kadar korudu ve mutlu sona ulaşan taraf oldu. Kariyerinin 49. tekler zaferini elde eden İspanyol tenisçi, aynı zamanda geçtiğimiz hafta Federer'e kaptırdığı 2 numaralı koltuğu da geri aldı.

 İtalya'daki turnuvada öne çıkanlar işte bu şekildeydi ve artık sezonun ikinci büyük turnuvası olan Fransa Açık'ın başlamasına sayılı günler kaldı. Toprak zeminin en büyük turnuvası olan Roland Garros'ta da yazımlarımızla sizlerle birlikte olacağız. O zamana kadar kendinize çok iyi bakın. Hoşça kalın.

                                             
 Yunus Dilber
 Spor7.com
 

16 Mayıs 2012

Hafta Sonu Tenis


 Ntv Spor, resmi sitesindeki yayın akışına göre Roma Masters turnuvasının yarı final ve final maçlarını canlı yayınlayacak. Ayrıca kanal, Roland Garros'un bu yılki yayın haklarını da almış. Yıllardır Trt Spor'un yayınladığı turnuvada, Meclis Tv yayını sebebiyle hafta içi maçlarının çoğu güme gidiyordu. Bundan hareketle Eurosport imkanı olmayan izleyiciler için harika bir haber bence bu.

 19 Mayıs Cumartesi 17:00- Ntv Spor- Roma Masters ilk yarı final
 19 Mayıs Cumartesi 21:00- Ntv Spor- Roma Masters ikinci yarı final
 20 Mayıs Pazar 17:00- Ntv Spor- Roma Masters final
          

14 Mayıs 2012

Koleksiyona Eklenenler


 • 74. şampiyonluk, 20. Masters Serisi kupası
 • 70 milyon dolar barajını aşan para ödülü
 • Yeniden 2 numaraya yükselmek
 • En az dört şampiyonlukla geçen üst üste 10. sezon

 Mavi toprağa çevrilen zemin nedeniyle tartışmaların odağında geçen ve favorilerin bir bir elendiği turnuvada zafer İsviçreli efsanenin oldu. Altı haftalık dinlenme sürecinin ardından ilk kez korta çıkan Ekselansları, ikinci turda çetin ceviz Milos Raonic'i eleyebildikten sonra ritmini buldu ve çok yönlü bir tenisçi olduğunu bir kez daha gözler önüne sererek haftayı şampiyonlukla tamamladı.

 Kadınlarda ise Serena Williams, aynı turnuva içinde hem 1 numara Victoria Azarenka'yı hem de 2 numara Maria Sharapova'yı aynı skorlarla (6-1 / 6-3) yenerek şampiyonluk ipini göğüsledi. Albert Einstein'ın İzafiyet Teorisi'ni kanıtlarcasına bir oyun ortaya koyan Birleşik Amerikalı, Charleston'dan sonra Madrid Açık'ta da zafere ulaşarak bu yıl toprak korttaki maç kaydını 13-0'a taşıdı.
           
 Arşivden:

 Roger Federer: Halkaların Peşinde

      

7 Mayıs 2012

Vesnina'nın Kaderi


 Fotoğraf, 2010 İstanbul Cup finalinin ödül seramonisinden. Bir yıl önce 41 dakikada bitiveren evlere şenlik finalin ardından bu kez 3 saat 10 dakika süren müthiş bir çekişmeye tanıklık ediyor İstanbullu tenisseverler. 

 Açılış setini 7-5 kazanan Vesnina, ikinci sette de 4-0'ı buluyor. Rus tenisçi, doğum gününde kariyerinin ilk Wta şampiyonluğuna çok yaklaşmışken vatandaşı Pavlyuchenkova müthiş bir geri dönüş gerçekleştiriyor ve kupanın sahibi oluyor: 5-7, 7-5, 6-4.

 Avuçlarının içindeyken kaybettiği final maçının ardından gözyaşlarına hakim olamayan Vesnina, geçtiğimiz hafta sonu gerçekleştirdiği altıncı denemesinde de mutlu sona ulaşamadı. Üstelik iki set puanı kaçırdığı açılış setini 5-3'ten kaybederek... Bazen olmayınca olmuyor.

 Arşivden:

 Kupaya Fransız: Gael Monfils 

 

30 Nisan 2012

Onun Arabası Var


 http://www.spor7.com/artikel.php?artikel_id=49

 Grand Slam koleksiyonunu tek eksik parça olan Roland Garros'u da kazanarak tamamlamayı hedefleyen Maria Sharapova, bu yılki toprak kort mesaisine daha erken ve kupalı bir başlangıç yaptı. Toprak sezonunun çok kısa sürdüğünü ve zemine daha iyi adapte olabilmek için Stuttgart'ta düzenlenen Porsche Tennis Grand Prix turnuvasını ilk defa bu yıl takvimine aldığını belirten Rus raket, muhteşem bir performans sergilediği haftanın sonunda Avustralya Açık ve Indian Wells finallerinde yokları oynayarak yenildiği dünya 1 numarası Victoria Azarenka'yı 6-1 ve 6-4'lük setlerle devirerek şeytanın bacağını kırdı ve toprakta katıldığı ilk turnuvayı kazanarak sezonun ikinci grand slam turnuvasına giden yolda büyük moral depoladı.

 Turnuvadaki ilk maçına Alize Cornet karşısında çıkan Masha, rakibinin skor dezavatajına sahipken sakatlığını öne sürerek maçtan çekilmesi neticesinde çeyrek finalin yolunu tuttu. Rus yıldızın çeyrek finaldeki rakibini belirleyecek maç ise ev sahibi ülkeden Julia Goerges ile son Amerika Açık şampiyonu Samantha Stosur arasındaydı. Geçtiğimiz yılki finalde o zamanki dünya 1 numarası Caroline Wozniacki'yi yenerek Anke Huber'den sonra bu turnuvada ipi göğüsleyen ilk ev sahibi raket olmayı başaran ve büyük sükse yaratan Goerges, Stosur'a üç set sonunda yenilmekten kurtulamadı ve son şampiyon unvanını korumak için geldiği turnuvaya henüz ikinci turda veda etti.

 İki yıl evvelki Fransa Açık'ta favori raketleri bir bir eleyerek finale kadar yükselen fakat şampiyonluk maçını Francesca Schiavone karşısında kaybeden uzak kıtanın prensesi Samantha Stosur, bu başarısında kilit rol oynayan ve kendisini bilhassa bu zeminde korkulan bir rakip hâline getiren ''kick'' servisleri sayesinde dünya 2 numarasını elemeye çok yaklaştı. Açılış setini tie-break oyunuyla kazanan Stosur, ikinci sette de servis kırıp avantajı eline geçirdi ve rakibinin maçta kalabilmek için servis attığı oyunda maç puanı şansı yakaladı. Bu puanı bertaraf edip hemen akabindeki oyunda servis kırarak yeniden hayat bulan Sharapova, final setinde de rakibinin servis attığı oyunlarda gerekli baskıyı oluşturdu ve üç saati aşan bu çekişmeli mücadeleden galibiyetle ayrılarak yarı finale yükseldi: 6-7(5), 7-6(5) ve 7-5.

 Sharapova'nın son dörde kaldığı turnuvada yarı finale yükselen diğer isimlerin Azarenka, Kvitova ve Radwanska olması, kadınlar tenisinde üç yıl sonra yaşanan bir ilki de beraberinde getirdi. Dünya sıralamasının ilk dört ismini yarı finalde buluşturan Stuttgart turnuvası, 2009 Wimbledon'dan sonra kare asın tamamlandığı ilk organizasyon olarak anekdotlardaki yerini aldı. Hatırlanacağı gibi üç yıl önceki Wimbledon turnuvasında da Safina, S. Williams, V. Williams ve Dementieva'dan oluşan kadro aynı başarıya ulaşmış ve Williams kardeşlerin finalini küçük kardeş Serena kazanmıştı. 

 
 Süper dörtlü arasındaki ilk yarı final mücadelesinde Victoria Azarenka ile Agnieszka Radwanska karşılaştı. Bu yıl rakibini sırasıyla Sidney, Avustralya Açık, Doha ve Indian Wells turnuvalarında yenen ve bu turnuvaların tamamında şampiyonluğa ulaşan Azarenka, geleneği bozmadı ve 6-1, 6-3'lük setler sonucunda kendisi adına son derece rahat geçen bir mücadelenin ardından finale yükseldi. Dünya 1 numarasının rakibini belirleyecek maçta ise Sharapova ile Kvitova karşı karşıya geldi. Mücadelenin ikinci setinde servis kullandığı tüm oyunlarda kırılma riskiyle karşı karşıya kalan Sharapova, kritik puanlarda vites yükseltmeyi bildi ve servis kırma puanı kurtarmada 10/11 oranıyla oynadığı mücadeleden 6-4 ve 7-6(3)'lık setler sonucunda galip ayrılarak bu yılki dördüncü finaline yükseldi.

 Kadınlar tenisinin halihazırda en iyi iki tenisçisini buluşturan final müsabakasında ise bu yılki ilk iki randevunun tam aksine Sharapova'nın bariz bir hakimiyeti söz konusuydu. Mücadele boyunca 31 puan vuruşu üretip sadece 13 basit hata yapan Sharapova, rakibine tüm istatistiklerde üstünlük kurduğu final maçını 6-1 ve 6-4'lük setlerle kazandı ve mutlu sona ulaşan taraf oldu.
Mücadeleye fırtına gibi giren Rus yıldız, daha dengeli geçen ikinci sette de muhteşem servis grafiğine devam edince rakibinin geri dönmesine müsaade etmedi ve bu yılki ilk şampiyonluğuna ulaştı. Bu sonuçla kariyerinin 25. tekler kupasını kaldıran Maria, 2003'ten bu yana süregelen her yıl en az bir kupa kazanma serisini de sürdürmüş oldu. 

 
 Toprak kort sezonundaki ilk büyük turnuvanın ayrıntıları bu şekildeydi. Yeni yazılarımızda görüşmek dileğiyle... Hoşça kalın.


 Yunus Dilber
 Spor7.com   

23 Nisan 2012

Geç Oldu; Güç Olmadı


 Spor dünyasından birçok tanıdık simanın ikamet yeri olan Monte Carlo'da, Akdeniz'in kıyısında konuşlanmış bir merkez korttaydı bu haftaki tenis heyecanı. Toprak kort sezonunun ilk Masters turnuvasında şampiyonluk ipini göğüsleyen taraf, üst üste sekizinci kez Rafael Nadal oldu. İspanyol raket, Djokovic karşısında zorlanmadan kazandığı final mücadelesiyle 11 aydır kupa kazanamama ve yaklaşık 17 aydır da Novak Djokovic'i yenememe gibi sevimsiz istatistiklerin üstüne set çekmiş oldu. Açık dönemde bir turnuvayı üst üste en fazla kazanma rekorunu daha önceden ele geçiren Rafa, bu kaydını da bir ileri seviyeye taşırarak tekrarlanması neredeyse imkansız bir başarının altına imzasını attı.

 Roger Federer'in yer almadığı turnuvada klasmanın zirvesindeki diğer üç isim olan Djokovic, Nadal ve Murray boy gösterdi. Bu üçlü arasından teslim bayrağını çeken ilk isimse İskoç Andy Murray oldu. Viktor Trociki karşısında aldığı farklı galibiyetle toprak kort sezonuna çok hızlı bir başlangıç yapan ve maçın ardından Roland Garros'un kendisi için büyük önem arz ettiğini deklare eden Murray, kelimenin tam anlamıyla hızlı girip çabuk kesti. Benneteau'nun maçtan çekilmesi sonucunda çeyrek finale kalan dünya 4 numarası, dördü set puanı olmak üzere servis oyunlarında yüzleştiği yedi servis kırma puanının tamamını bertaraf ettiği Berdych maçının ilk setini tie-break oyunuyla kazansa da oyunun kalan bölümünde rakibine daha fazla direnemeyerek turnuvadan elendi: 6-7(4), 6-2 ve 6-3.

 Dünya 1 numarası Novak Djokovic ise turnuva esnasında aldığı üzücü bir haber neticesinde gerçek oyununu bir türlü korta yansıtamadığı bir haftayı geride bıraktı. Alexandr Dolgopolov ile karşı karşıya geldiği üçüncü tur maçından hemen önce dedesinin ölüm haberini alan Sırp tenisçinin bu mücadeleden çekilebileceği konuşuluyordu. Bu sarsıcı duruma rağmen korta çıkma olgunluğunu gösteren Djokovic, ilk seti kaybetse de maçı üç set sonunda kazanarak adını son sekiz raket arasına yazdırdı. Bir sonraki turda kariyerinin ilk Masters turnuvası çeyrek finalini oynayan Robin Haase karşısında mücadele boyunca dört kez servisini kırdıran Nole'nin maçı set vermeden kazanmasına rağmen iyi bir görüntü çizemediği aşikardı.

 Erkekler tenisinin 1 numaralı ismi, yarı finalde ise Tomas Berdych ile karşı karşıya geldi. Açılış setinde servis kırarak 4-2 öne geçen Nole, bu noktadan sonra dört oyun süren son derece pasif bir performans sergiledi. Rakibinin çıkardığı davetiyeyi iyi değerlendiren Berdych, arka arkaya puan vuruşları üretmeye başladı ve seti de 6-4'lük skorla hanesine yazdırdı. Puan aralarında verdiği reaksiyonlardan da anlaşılabileceği üzere odaklanma sıkıntısı yaşayan Djokovic, ikinci set itibarı ile farklı bir kimliğe büründü. Rakibinin, maçın tamamında ürettiği puan vuruşlarının yarısından fazlasını ilk sette gerçekleştirmesine müsaade eden Novak, daha sonra üstündeki ölü toprağını attı ve 6-3, 6-2'lik setler sonucunda bu yılki Monte Carlo Masters'ın ilk finalisti oldu.

 Toprak kortların kralı Rafael Nadal ise hemen hemen her yıl olduğu gibi bu yıl da dolu dizgin bir şekilde yoluna devam etti. İspanyol tenisçi, en ciddi testini yarı finalde oynadığı Gilles Simon maçında verdi. Açılış setinde skor 3-3 iken üst üste iki servis kırma şansı yakalayan Simon, bu fırsatlardan faydalanamadığı gibi oyundan da düştü ve Nadal, ilk seti üst üste üç oyun kazanarak noktaladı. İkinci sete de servis kırarak başlayan Rafa, servis attığı birkaç oyunda sıkıntı yaşasa da avantajını korumayı bildi ve 6-3, 6-4'le finalin yolunu tuttu. Fransız Gilles Simon'un belli puanları çok iyi oynamasına rağmen bunu maçın tamamına yayacak kalitede bir tenisçi olmayışı ve Nadal'ın maç boyunca yüzleştiği yedi servis kırma puanın tamamında başarılı olması, maçın genel kritiği olduğu gibi iki tenisçi arasındaki en temel farktı aynı zamanda.

 Bu sonuçlar neticesinde sezonun toprak korttaki ilk büyük turnuvasının finali, Rafael Nadal ile Novak Djokovic'i karşı karşıya getirdi. Rafa kazanırsa üst üste sekizinci Monte Carlo zaferini yaşayacaktı; Nole kazanırsa rakibini üst üste sekizinci kez yenmiş olacaktı. Fakat şanslı sekiz, Rafa'nınki oldu. Maçın başından sonuna dek oyunu domine eden Nadal, rakibine oranla çok daha konsantre gözüktüğü mücadeleden Djokovic'in de berbat performansı neticesinde 6-3, 6-1'lik setlerle galip ayrıldı ve kariyerinin 47. tekler zaferini elde etti. Dünya 2 numarası, bu sonuçla sadece şampiyon olmadı, ilk paragrafta belirttiğimiz kötü istatistiklerin devam etmesine de izin vermeyerek ciddi anlamda moral depoladı. Bu yıl daha çok Roland Garros'a kanalize olduğunu hemen hemen her röportajında belirten ve dolayısıyla geçtiğimiz yılki dominantlığına nazaran biraz daha ağırdan alan Novak Djokovic'inse kendisi adına oldukça zor geçen bir haftada finale kadar yükselerek üstüne düşen görevi fazlasıyla yerine getirdiğini söylersek yanlış yapmış olmayız.

 Bizden bu haftalık bu kadar. Yeni yazılarda görüşmek dileğiyle... Hoşça kalın.


 Yunus Dilber
 Spor7.com  

20 Nisan 2012

Televizyonda Tenis


 Ntv Spor'a son yediği haltın ardından (Daha önceden yediklerini saymıyorum.) güvenmek abesle iştigal olsa da kanalın resmi sitesindeki yayın akışında Monte Carlo Masters yarı final ve final maçlarının tamamının canlı yayınlanacağı gözüküyor.

 21 Nisan Cumartesi 14:00- Ntv Spor- Monte Carlo Masters ilk yarı final
 21 Nisan Cumartesi 16:00- Ntv Spor- Monte Carlo Masters ikinci yarı final
 22 Nisan Pazar 15:00- Ntv Spor- Monte Carlo Masters final

 Fotoğraf: Maria Sharapova
 

2 Nisan 2012

Kupa Masha'yı Sevmedi

   
 http://www.spor7.com/artikel.php?artikel_id=46

 Avustralya Açık finalinde Victoria Azarenka karşısında aldığı ağır yenilginin ardından aynı isme Indian Wells finalinde de yokları oynayarak boyun eğen Maria Sharapova, Miami'deki prestijli turnuvaya iyi başlayamamıştı. Henüz ikinci turda Shahar Peer karşısında üç setlik bir maç oynayan Rus yıldız, arka arkaya üst düzey turnuvalar oynamanın getirdiği birtakım sıkıntılar neticesinde erkenden elenecekmiş gibi görünüyordu; fakat turnuvanın seyri dünya 2 numarası açısından dördüncü turda oynadığı Ekaterina Makarova maçının kazanılmasının ardından değişiverdi.

 Vatandaşı önünde 11 çift hatayla oynamasına rağmen iki set sonunda galibiyete uzanan Sharapova, maç oynadıkça açıldığı turnuvanın çeyrek finalinde son dört karşılaşmalarında set dahi alamadığı Na Li ile eşleşmişti. Geçtiğimiz yıl kazandığı Roland Garros'un ardından bir türlü dikiş tutturamayan Çinli raket karşısında şeytanın bacağını kırmayı başaran Sharapova, korttan 6-3 ve 6-0'lık setler sonucunda farklı bir galibiyetle ayrıldı ve erken eleneceği düşünülen turnuvada bir anda her şeyi tersine çevirdi.

 Dünya 1 numarası Victoria Azarenka'nın da yenilmezlik serisinin son bulması Rus fenomeni şampiyonluğun en önemli adayı konumuna getirmişti. Finalden evvel önünde geçmesi gereken eski bir klasman lideri vardı: Caroline Wozniacki. Çeyrek finalde Serena Williams karşısında kariyerinde ilk kez galip gelen Danimarkalı, üstündeki ölü toprağını atmış bir hâlde çıktı Sharapova'nın karşısına. İki güzel raketi karşı karşıya getiren yarı final maçı, skor 4-1, 40-30'a geldiğinde tek taraflı bir mücadeleye dönüşmüş gibiydi. Fakat ne olduysa ondan sonra oldu. Skoru 5-1'e taşıyamayan Masha, bu da yetmezmiş gibi üst üste beş oyun kaybetti ve maç içindeki ani ve uzun süreli düşüşlerinden birini yaşayarak avuçlarının içindeki ilk setin rakibinin hanesine yazılmasına mani olamadı.

 Böylesine trajik bir set kaybına rağmen Sharapova, ikinci sette toparlanmayı başardı. İlk servislerini %92 gibi olağanüstü bir oranla oyuna sokma başarısı gösteren Rus yıldız, erken yakaladığı servis kırma avantajlarıyla 6-2'lik skoru yakaladı ve mücadeleyi final setine uzattı. Final setinde de agresif ve baskılı oyununu sürdürmeye devam eden Rus tenisçi, maç için servis attığı ikinci oyunda hata yapmadı ve iki sette kazanabileceği bir mücadeleden final seti sonucunda galip ayrılarak adını finale yazdırdı. Rakibinin defansa dayalı oyun tarzının üstesinden sürekli ve etkili hücumlarıyla gelmeyi başaran Masha, üç set boyunca tam 50 puan vuruşu kaydetti.

 Bu turnuvada daha önce oynadığı üç finali de kaybeden Rus fenomenin bu yılki finalde daha önce oynadığı sekiz maçta yalnızca bir kez yenildiği Agnieszka Radwanska'yı devirerek şampiyonluğa merhaba diyeceği öngörülüyordu; ancak evdeki hesap yine çarşıya uymadı. Geçtiğimiz yılın sonlarıyla birlikte çıkışa geçen Polonyalı tenisçiyle Sharapova'yı karşı karşıya getirecek maç, oyun stili açısından zıt karakterli iki oyuncunun buluşmasıydı aynı zamanda. Bunun üstüne iki tenisçinin de maçın başından itibaren servislerini domine etmeleri eklenince kırılacak bir servisin altın değerinde bir avantaja tekabül edeceği bir final izledik. Zaten maçın galibini belirleyen nokta da bu oldu.

 İlk sette iki servis kırma şansından faydalanamayan Sharapova, sette kalmak için servis attığı ikinci oyunda anlık bir dağılma yaşadı ve üst üste üç basit hata yaparak skorun 0-40'a gelmesine engel olamadı. Rus tenisçi, ilk iki set puanını çevirse de Aga, ayağına kadar gelen bu fırsatı tepmedi ve üçüncü denemesinde sonuca gidip açılış setini hanesine yazdırdı. İkinci set ise senaryo olarak ilk setin kopyası gibiydi. Skor 3-3, 30-40 iken çok ciddi bir fırsat yakalayan Sharapova, forehand kanadıyla hücum etmesi gereken topa backhand ile vurunca rakibini puana dahil etti ve daha sonra da servis kırmaya yaklaştığı oyunu kaybetti. Maçta kalmak için servis kullandığı oyunda ilk settekine benzer bir dağılma yaşayan Masha, bu yılki üçüncü finalinden de boynu bükük ayrıldı. Şampiyon olan Agnieszka Radwanska ise kariyerinin bu zamana kadarki en büyük başarılarından birini elde etti.

 Uzun bir aradan sonra ilk defa geçtiğimiz yıl istikrarlı bir sezon geçiren Sharapova, geride kalan üç aylık süreç içerisinde de ciddi bir form yakaladı; lakin Rus tenisçi, olimpik bir yıl olan 2012'de başarıya ulaşmak istiyorsa şimdiye kadarkilerden daha farklı birtakım engellerle mücadele etmek zorunda. Öte yandan benim turnuva boyunca hiç göz atamadığım erkekler kanadında ise şampiyonluğa Novak Djokovic ulaştı. Güzide kanalımız Ntv Spor, verdiği sözü tutup anlamsız bir futbol programı yerine final mücadelesini canlı yayınlamayı tercih etseydi benim de konuşacak bir sözüm olurdu elbet; ama sağ olsunlar müthiş(!) bir spor yayıncılığı örneği gösterdiler.

 Bize ayrılan satırların bu haftalık da sonuna geldik efendim. Bol tenisli günler diliyorum. Hoşça kalın.


 Yunus Dilber
 Spor7.com   
                                                                     

28 Mart 2012

Tenis Ekranı


 Ntv Spor'un resmi sitesindeki yayın akışına göre kanal, Miami Masters turnuvasının ikinci yarı final ve final mücadelelerini canlı yayınlayacak.

 31 Mart Cumartesi 23:00- Ntv Spor- Miami Masters ikinci yarı final
 1 Nisan Pazar 20:00- Ntv Spor- Miami Masters final

 Fotoğraf: Maria Sharapova ve Novak Djokovic

 Ekleme: Günler öncesinden canlı yayın yapacağını duyurduğu hâlde maçın olduğu saate süper gereksiz bir futbol programı koyan ve adeta tenis izleyicisiyle dalga geçen Ntv Spor'u kınıyorum.